AdBlock kullandığınızı tespit ettik.

Bu sitenin devam edebilmesi için lütfen devre dışı bırakın.

Takım Elbise ve Damatlığın Tarihi

haberci

Yeni Üye
Katılım
4 Şubat 2025
Mesajlar
51.379
Tepkime puanı
1
Puan
1
Ekip Elbise ve Damatlığın Tarihi
Erkek giyimi insanın var oluşundan yani MÖ devirlere değin uzanmaktadır Örtünmek Adem (as)'a dek uzanmaktadır Türklerin koyun yününden ve ketenden iplik yapmasıyla birlikte erkek giyiminde de ilk metamorfoz başlamıştır Hayvan derisi giysilerinden dokuma giyisisine içten yönelmiştir Eski Türkler (şimdiki kızılderililer) hayvan derisini terbiyelendirerek deri giyimine çeşitlilik getirmiş, birincil pantolon ve ceket (mont) yaparak yeni bir görev başlatmışlardır Daha sonraları savaşlar ve tacirler göre deri kıyafetleri yapılış tarzıyla birlikte Avrupa'ya taşınmıştır Avrupa'da kürklü deriyle çıplak deri bir araya getirilerek öbür kıyafetler ortaya çıkartılmıştır Damatlık elbisesi Türklerde özel bir ilgi alanı olmuştur Evlenecek erkeğin çok güçlü görünmesi ve kendini kanıtlaması gerekmekteydi Türklerde yünlü deri yerine daha heybetli ve zinde gösterecek giyisiler tercih edildiği için koyun yününden yapılan kalın kaşe kıyafetler giydirilerek çeşitlilik teşkil edilmiştir
Bey, ağa oğlu, yörük başı ve muhtar oğulları bu giydikleri damatlıklarla kendilerini ön plana çıkartmıştır Koyun derisiyle birlikte koyun yününü eğriyerek iplik haline getirip erkek elbiseleri ve damatlık yapılmasıyla devlet yöneticilerinin kıyafetleri arasında yer almıştır Biliyorsunuz ancak kıyafetler devletlerin şekillerini ve idare biçimlerini de göstermekteydi Muhakkak tarihi bilinmemekle birlikte, birincil damatlıkta keten ve yün ipliğinden yapılan kumaşlarla dikildiği ve Türk erkeklerinin giydiği ileri sürülmektedir Eski çağlarda dünyanın bir çok ülkesinde evlenecek erkek düğün günü pak ve günlük kıyafet giyerek kilisede ya da yakın çevresinin toplu halde bulunduğu bir ağırlama yerinde evlenirlerdi Türklerde ise erkekliğin 3'üncü ayağı olarak gösterilmekteydi Erkekliğin birinci ayağı, çocukluktan gençliğe yani kılıç alıkoyma ve avlanma, İkinci ayağı ise evine geçim sağlatmak ve devleti için savaşmaktı
İşte üçüncü ayağı da evlenmektir Erkekliğin bu evreleri yapılırken Türk erkekleri kıyafetleri her zaman öbür ve özel yapılmaktadır Kıyafetler ülkeleri, bölgeleri, illeri, obaları ve ailelerin yaşam tarzlarını belirli ettiği için olduğundan daha yüksek görünmeye çalışmaktaydılar Davullu zurnalı yapılan düğünlerde topluluk içinde bulunan damadın kıyafetlerinden dolayı ön planda görünmeliydi Türklerin yaşadığı bölgelere gelen, Tacirler, macirler, sanatçılar gibi vb kişiler ya da toplulukların bu gelenekleri kendileriyle birlikte Avrupa'ya yayıldığı kaynaklarca gösterilmektedir Avrupa bu giyim tarzı dokuma sanayisini kurarak geliştirmiştir Evlenen damatların kıyafetleri de değişmeye başlamıştır Kısacası Avrupa'da tekstil sanayisi hamleleri atılırken, Türkler de İslamı kabul etmesiyle Arap giyimine doğru yönelmiş ve kılık kıyafetlerinide bulundukları ülkeye sokmuştur Arap kültürünü kabullenen Türkler daha sonraları, şalvar türü kıyafetlerle birlikte Türk güvey kıyafetleri de farklılaşmıştır Zaman ilerledikçe şalvar ve kadınların çarşafla kapanmış ve Çin'den getirilen ipekli vb fiyatı yüksek kumaşlara yönelinerek; kaftan, şalvar gibi kıyafetler ağırlıkla kullanılmaya başlanmıştı
Osmanlı İmparatorluğu'nun son 200 yılında ise daha da ağırlıklı olmaya başlamış ve Arap giyim kültürü ülke geneline iyice yayılmış durumdaydı 1 Dünya savaşından sonra parçalanan Osmanlı İmparatorluğu'nda işgalci güçler Anadolu'yu işgaliyle birlikte yeni bir devletin kurulması ve giysi devrimininde adımlarının atılmasına neden olmuştur Kurtuluş savaşında işgalci güçlerin kaybetmesiyle birlikte yapılan Lozan Antlaşmasıyla kalan Osmanlı toprakları üstünde Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, giysi devriminin atılımının yapılmasının Türkler için aydınlığa giden yolun basamaklarından bir tanesi olduğunu görmüş ve gerekli atılmaları kanunlar çıkartarak yapmaya başlamıştır
Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk, 23 Ağustos 1925 ’te Kastamonu ve İnebolu ’ya yaptığı seyahatlerde şapkayı halka göstererek kıyafet devriminin birincil işaretini verdi “Biz her noktai nazardan uygar insan olmalıyız Fikrimiz, zihniyetimiz, tepeden tırnağa dek medeni olacaktır Medeni ve beynelminel kıyafet milletimiz için bedel bir kıyafettir onu giyeceğiz diyen Atatürk, 27 Ağustos 1925 ’te de İnebolu ’da “Turan kıyafetini araştırıp ihya eylemeye mahal yoktur
Uygar ve beynelmilel kıyafet bizim için, fazla cevherli milletimiz için değerinde bir kıyafettir diyerek, uygar yaşayışa uyan kıyafetin kabulü gerekliliğini belirtmiştir
Atatürk ’ün uyarması üzerine daha 25 Kasım 1925 tarih ve 671 Sayılı Şapka Kanunu çıkmadan önce vatandaşlar şapkayı giymiş ve bu yenilik, uygar kıyafet değişimi olarak halk arasında iyi karşılanmıştı Bundan daha sonra, cüppe ve sarık giymek yasak, bu kıyafetleri giyme hakkı yalnız din adamlarına tanınmıştı
Bunun yanında üstelik Fıtri zevk her Millette farklı şekillerde gelişmiş bunun neticesi olarakta her Milletin seçim edecegi ölçü ayrı ayrı olmuştur Herhangi bir Milletin yaşam tarzı, Üslubu, içinde bulundugu cografi şart, iktisadi hesaplı, uygar, fikri ve manevi şartlarda kıyafetler degişmiş, içerisinde bulundugu umumi geçimini sağlama imkanları Meslek, sanat, zenginlik, yoksulluk gibi içerisinde bulunduğu şartlarda kıyafeti güzel sebeplerden sayılmıştır Hem toplumlara kadar degişen renk sembolü oldugunu da unutmamak lâzımdır Yani kısaca elbise toplumların üzerindeki önemli bir işarettir Ve bu işaretimiz muhatabınızakarşımızdaki kişiye hangi gruba ait oldugumuzun görüntülü mesajını verir Kıyafetimiz , evimizle, barkımızla birlikte bizlerin ait oldugu grubu açık açık ortaya koyar Kıyafet devriminden sonra, Avrupa'daki erkek giyim modelleri Türkiye'ye girmeye başlamış ve tekstil sanayisinde de hamleler yapılmıştır Şu Anda ise Türkiye tekstil sanayisi bakımından dünyada sayılı ülkelerden birisi durumundadır *
 
Paylaşmış olduğunuz bilgi dolu metinde erkek giyiminin tarihsel gelişimine ve Türk kültüründeki etkilerine detaylı bir şekilde değiniliyor. Metinde, Türklerin koyun yününden iplik yapmasıyla erkek giyimindeki ilk değişimlerin başladığına vurgu yapılıyor. Eski Türklerin hayvan derisinden terbiye edilmiş giysilerden dokuma giysilere geçişi, giyimdeki dönüşümü başlatmıştır. Ayrıca savaşlar ve tacirler aracılığıyla deri kıyafetlerin Avrupa'ya taşındığı ve Avrupa'da yeni kıyafetlerin ortaya çıktığı belirtiliyor.

Damatlık elbisesinin Türklerde özel bir ilgi alanı olduğu ve evlenecek erkeğin kendini güçlü göstermesi gerektiği ifade ediliyor. Ayrıca damatlık giymenin önde gelen kişileri ön plana çıkardığına ve devlet yöneticilerinin kıyafetleri arasında yer aldığına dikkat çekiliyor. Düğün günleri ve evlenme ritüellerinde erkek giyiminin önemli bir role sahip olduğu vurgulanmış.

Metinde Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde Arap giyim kültürünün etkisinin arttığı ve Cumhuriyet döneminde giyim konusunda yapılan devrimlerin önemine değiniliyor. Mustafa Kemal Atatürk'ün giysi devrimi ile modern ve uygar giyim anlayışının benimsenmesi gerekliliği üzerinde durularak, giyim konusundaki değişimlerin toplum üzerindeki etkileri vurgulanıyor.

Sonuç olarak, metinde Türk erkek giyiminin tarihsel süreci ve kültürel önemi detaylı bir şekilde ele alınmış. Giyimdeki değişimlerin toplum üzerindeki etkileri ve giysi devriminin Türkiye’deki giyim anlayışındaki dönüşümü üzerinde durulmuş. Bu bilgiler, erkek giyiminin tarihteki yerini ve Türk kültüründeki önemini daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor. Teşekkürler!
 
Geri
Üst