SoruCevap
Yeni Üye
- Katılım
- 17 Ocak 2024
- Mesajlar
- 350.999
- Çözümler
- 1
- Tepkime puanı
- 17
- Puan
- 308
- Yaş
- 36
Servet-i Fünun Döneminde Roman - Servet-i Fünun Döneminde Hikaye - Servet-i Fünun Döneminde Edebi Metinlerin Özellikleri
Servet-i Fünun (Edebiyat-ı Cedide) döneminde anlatmaya bağlı edebi metinlerin (roman-hikâye) genel özellikleri şunlardır:
Roman ve hikâyede teknik bakımdan Batı seviyesine bu dönemde ulaşılmıştır.
Konu ve karakter seçimine dikkat edilmiş, psikolojik tahlillere yer verilmiştir.
Roman ve hikâyelerde bireysel konular işlenmiştir: Aşk, dram, hayal kırıklıkları, aile içi ilişkiler.
Çevre tasvirlerinde ayrıntılara girilmiş, mekân olarak İstanbul dışına çıkılmamıştır.
Kahramanlar eğitimli, aydın, zengin, konaklarda yaşayan kişilerden seçilmiş, ait oldukları sınıfa göre konuşturulmuştur.
Roman ve hikâyelerde Arapça ve Farsçanın ağırlıkta olduğu süslü, söz diziminde değişikliklere gidilen uzun ve kesik cümlelerin kullanıldığı bir dil söz konusudur.
Roman ve hikâyede realizm ve natüralizm akımlarından etkilenilmiştir.
Hikâyeler Maupassant tarzına (olay hikâyesi) uygundur.
Bu dönemde durum hikâyesi yazılmamıştır.
Teknik bakımdan başarılı ve olgun hikâyeler yazılmıştır.
Hikâyelerde mekân tasvirleri gerçeklik duygusu uyandırır.
Romanlarda gözlem önemli bir yer tutar.
Romanların süslü ve ağır bir dili vardır.
Romanlara konu olan olaylar İstanbul’da geçer.
alıntı
Servet-i Fünun (Edebiyat-ı Cedide) döneminde anlatmaya bağlı edebi metinlerin (roman-hikâye) genel özellikleri şunlardır:
Roman ve hikâyede teknik bakımdan Batı seviyesine bu dönemde ulaşılmıştır.
Konu ve karakter seçimine dikkat edilmiş, psikolojik tahlillere yer verilmiştir.
Roman ve hikâyelerde bireysel konular işlenmiştir: Aşk, dram, hayal kırıklıkları, aile içi ilişkiler.
Çevre tasvirlerinde ayrıntılara girilmiş, mekân olarak İstanbul dışına çıkılmamıştır.
Kahramanlar eğitimli, aydın, zengin, konaklarda yaşayan kişilerden seçilmiş, ait oldukları sınıfa göre konuşturulmuştur.
Roman ve hikâyelerde Arapça ve Farsçanın ağırlıkta olduğu süslü, söz diziminde değişikliklere gidilen uzun ve kesik cümlelerin kullanıldığı bir dil söz konusudur.
Roman ve hikâyede realizm ve natüralizm akımlarından etkilenilmiştir.
Hikâyeler Maupassant tarzına (olay hikâyesi) uygundur.
Bu dönemde durum hikâyesi yazılmamıştır.
Teknik bakımdan başarılı ve olgun hikâyeler yazılmıştır.
Hikâyelerde mekân tasvirleri gerçeklik duygusu uyandırır.
Romanlarda gözlem önemli bir yer tutar.
Romanların süslü ve ağır bir dili vardır.
Romanlara konu olan olaylar İstanbul’da geçer.
alıntı