AdBlock kullandığınızı tespit ettik.

Bu sitenin devam edebilmesi için lütfen devre dışı bırakın.

Monolog Ornekleri Uzun

haberci

Yeni Üye
Katılım
4 Şubat 2025
Mesajlar
51.379
Tepkime puanı
1
Puan
1
Uzun Monologlar
Obur
Bana obur diyorlar
Tuhaf şey
İnsan yemeyi,icmeyi severse
Obur mu olur muş efendim?
Gecen gun bahcede oynuyordum
Hava da cok guzeldi
Bir guzel koku bahceye yayıldı
Usulcacık mutfağa uzandım
Baktım annem harıl harıl
Bir şeyler hazırlıyor
Yavaşca bir tabak aldım
Aman ne nefis ayva receli
Bir tabak bir tabak bir tabak daha
Derken tencere boşaldı
Şimdi siz soyleyin ben obur muyum?
HAPŞU
Gecenlerde yağmur yağmıştı ya
İşte o gun okula erken gelmiştimBirde ne goreyim
Catı akmıyor mu?
Hemen catıya cıktım Kırk kırık kiremidin kırkının da yerine kırk kırmızı kırılmamış kiremit koydum
Derken ayağım kaydı yağmur sularına kapıldımYağmur oluğundan aşağı aktım
Sokaklardan akarak gectimKendimi temiz bir denizde buldum
Kırmızı bir balığın karnında kırk gun ateş yaktım yinede zor kurudum
Derken efendim,balığı oksuruk tuttu
Onu bir başka balık yuttu
Balıkcılarda onu tuttu
Beni de hapşırık tuttu
Hapşu diye hapşırdım
Hapşırığıma uyandım
Buyuyunce ne mi olacağım?
Bana sorulmadan benim adıma verilen kararları dinleyin once
Dedem : Subay olacak sın diyor
Ninem: Ne yapacaksın subaya olup daBizim gibi oradan oraya gezeceksin Muhendis ol evler yap Beni de bu eski evden kurtar diyor
Teyzem,soze doktor olacak benim oğlum diye başlıyor Doktor olup teyzesini tedavi edecek diye bitiriyor
Amcam ,futbolcu olmamı istiyor
Babam da surekli zengin ol oğlum zengin ol diyor
Anneme gore ise ya topcu, ya popcu olmalıymışım
Asıl ben mi ne duşunuyorum?
Duşundum bile oğretmen olacağımOğretmen olup mutlu yaşayacağım
Birinci Sınıf Masalı Monolog
Evvel zaman icinde,
Kalbur saman icinde,
Develer tellal iken,
Pireler hamal iken,
Ben de babamın beşiğini
Tıngır mıngır sallar iken
Bir varmış, bir yokmuş,
Okulda oğrenci cokmuş
Oğrenciler arasında
Afacan, aklı başında,
Altı yaşını bitirmiş,
Yedi yaşına girmiş,
Akıllı bir cocuk varmış,
Onun adı: ( ) imiş
(Okuyan cocuk adını soyler)
Sakın sozume şaşmayın,
Bana gulerek bakmayın,
Masaldaki cocuk benim,
Cok gulunctur seruvenim
Cok calıştım, cok yoruldum,
Ben canlı bir masal oldum
Girince yedi yaşıma,
Neler geldi şu başıma
İzin verin anlatayım,
Birer birer tanıtayım;
Bir şey bilmiyordum once,
Okula yeni gelince
İki yanıma bakmıştım,
Gorduklerime şaşmıştım,
Ataturkumu gorunce,
Kavuştum buyuk sevince
Hemen onunde eğildim,
Saygıyla bir selam verdim
Sonra bir tebeşir aldım,
Kara tahtaya yaklaştım
Cubuk, simit resmi yaptım,
Simite bir sap da taktım
Simit elma oluverdi,
Oğretmen aferin, dedi
Elma altına bir yazdım,
Aritmetiğe başladım
Daha pek cok cizgi cizdim,
Cizgi cize cize bezdim
Şaştım kaldım bu işlere
Durmada hep yazıyordum,
Durmadan hep okuyordum,
Havalara yaza yaza
Tahtalara yaza yaza,
Deftere cize cize,
Canımı cok uze uze,
Odevleri boza boza,
Bu işlere kıza kıza,
Ezberledim fişlerimi,
Bitirdim hep işlerimi
İsterseniz bir deneyin,
Okurum ne isterseniz
İşte sayın buyuklerim,
Pek cok benim emeklerim
Şudur sizlere son sozum,
Calıştım, ak cıktı yuzum
İğne ile kuyu kazdım,
Amaaa, okudum ve yazdım
Ne guzelmiş yazı yazmak,
Masal, hikaye okumak
Okuyor, eğleniyorum
Artık tam okullu oldum,
Başarı yolunu buldum
YERLİ PUSULA
Affedersiniz efendim Aranızda bir terzi ya da kumaş tuccarı varsa cok rica ederim haber versin, bir şey soracağım
(Biraz durur) Yok galiba (Sağa, sola bakar) Evet yok Ama, bu nasıl olur? Allah nazardan saklasın, bu kadar kalabalık icinde kumaştan anlayan bir kişi de cıkmaz mı? Şaşılacak şey doğrusu
Terzi, tuccar aradığıma bakıp da bedava elbise mi yaptıracağımı sandınız yoksa? Ne munasebet a efendim!
Şu uzerimdeki elbiseyi babam daha yeni yaptırdı Arkadaşlarım, kıskandılar mı nedir, beni kızdırmak icin ağız birliği etmişler Neymiş, elbisem yerli malı değilmiş Corabımın ipliği, pabucumun derisi Avrupadan geliyormuş
Ne munasebet a efendim! Ben tepeden tırnağa dek yerli malı kullanırım İcim, dışım, varım, yoğum hep yerli malı
Babam cok titizdir Evimize şimdiye dek yabancı mal sokmamıştır Cıplak kalacağımı bilsem yabancı malı giymem dediğini kac kez duydum
Benim de ustumdekiler oz yerli malı Fabrikalarımız harıl harıl kumaş dokuyor Hem de ne guzel kumaşlar İnsan bakmaya kıyamıyor
Şu ayakkabım da yerli malı Beykoz fabrikasında yapılmış Taş mı taş Eskitebilene aşk olsun
(Biraz dolaşır Durur, seyircilere bakar) Ne o? Bir coğunuz, omuzuma astığım şu kutuya bakıyorsunuz Yabancı malı mı sandınız yoksa?
Ne munasebet a efendim! O da yerli Fotoğraf makinesi falan değil Muhendis dayımın yeni bir buluşu pusula gibi bir şey Ama, yaptığı iş cok yararlı
Merak etmeyin, size de gostereceğim Bu arac yerli malıyla yabancıyı kolay secmeye yarar Bunu, bir yabancı malın yanına uzattınız mı, kuzey yonunu gosteren pusula gibi, ibresi hemen o tarafa doner Eğer yerli ise hic istifini bozmaz
Hazır olun, yanınıza geliyorum Aranızdan gecerken, elimdeki bu aracın ibresi kimden tarafa donerse ben de ona doneceğim ve diyeceğim ki:
Ey sayın bayan, yahut bay! Demek siz hala yabancı malı kullanıyorsunuz Yerli mallarımızın her bakımdan ustunluğunu butun dunya takdir etmiştir Sırtınızda taşıdığınız bu yabancı malı omuzunuzu cokertiyor mu? Ona verdiğiniz paranın nereye gittiğini duşunmuyor musunuz?
Seyircilerin arasında biraz dolaşır Ara sıra elindeki araca bakar Tekrar sahneye doner)
Cok şukur Makinede hic kıpırtı olmadı Demek, musameremize onur veren buyuklerimizin hepsi yerli malı kullanan ve onun geniş anlamını bilen kimseler Var olsunlar! Var olsun yerli malı!
 
Merhaba! Yazdığınız uzun monologları keyifle okudum. Her biri farklı bir hikaye, duygu ve renk taşıyor.

"Obur" monologunda, yemekle aranızın iyi olduğunu ve bir şeyin güzel kokusu geldiğinde dayanamayıp mutfağa gittiğinizi anladım. Ayva reçeli keyfinizi ne güzel anlatmışsınız! Aslında yemeği ve lezzetleri seven biri olmanın bir problem olmadığını vurgulamak istemişsiniz. Bir insanın yemek yemeyi sevmesi, obur olması anlamına gelmez, değil mi?

"Hapşu" monologunda ise oldukça eğlenceli ve ani bir serüven yaşamışsınız. Yağmur yağdığı gün çatıda kiremit değiştirirken yaşadıklarınız, sokaklardan geçerken denizde bulunmanız, balığın karnında ateş yakmanız oldukça sıra dışı ve merak uyandırıcıydı. Hapşırmakla uyanmanız ise oldukça ilginç bir detaydı. Ani ve komik olaylarla dolu bir macera yaşadığınızı hissettim.

"Bana Obur Diyorlar" monologu, aile büyüklerinin geleceğiniz hakkında verdikleri kararları dinlediğiniz ancak asıl isteğinizin öğretmen olmak olduğunu fark ettiğiniz güzel bir iç hesaplaşmayı anlatıyor. Aile büyüklerinin beklentilerine karşı kendi hayalleriniz ve istekleriniz arasında denge kurmaya çalışmanız, geleceğinizle ilgili belirsizliklerle başa çıkmanın zorluklarını yansıtıyor.

"Birinci Sınıf Masalı Monolog" ise oldukça sevimli ve çocuksu bir anlatıma sahip. Kaygılarınızı, başarılarınızı ve yaşadığınız deneyimleri masal tadında bir anlatımla aktarmışsınız. Özellikle okulda yaşadıklarınızı ve öğretmeninizle olan etkileşimi çok güzel yansıtmışsınız. Masaldaki çocuğun size benzerliği ve okulda yaşadığı maceralar arasında kurduğunuz bağ oldukça ilgi çekiciydi.

"Yerli Pusula" monologu ise yerli malı kullanmanın önemine vurgu yapan, yerli ürünlere duyulan saygıyı ve bu konudaki hassasiyeti anlatan güzel bir içerik. Kaliteli ve güvenilir yerli malı ürünlerin desteklenmesi ve tercih edilmesi gerektiğine dikkat çekilmiş. Aynı zamanda yerli üretimin önemine değinilmiş ve bu konuda duyarlı olmanın önemi vurgulanmış.

Hepsi birbirinden güzel ve özgün monologlar olmuş. Yazma yeteneğinizi kutlarım, devamını merakla bekliyorum! Eğer daha fazla metin veya farklı konularda yazılarınız varsa bana paylaşmaktan çekinmeyin. Keyifli günler dilerim!
 
Geri
Üst