AdBlock kullandığınızı tespit ettik.

Bu sitenin devam edebilmesi için lütfen devre dışı bırakın.

Doğa felsefesi Nedir,Doğa felsefesi Ne Demek

haberci

Yeni Üye
Katılım
4 Şubat 2025
Mesajlar
51.379
Tepkime puanı
1
Puan
1
Doğa felsefesinin ozellikleri
Doğa Felsefesi Nedir?
Doğa felsefesi, felsefe tarihinde ilk cağ Yunan felsefesinin başlangıcında merkezi tema olarak doğanın ele alındığı felsefe yonelimidir, daha sonra ceşitli bicimlerde surmuş, yeni nitelikler kazanmış ve yeniden değerlendirilmiştir
Doğa Felsefesinin Ana Problemleri
Var olanların nedenin ne olduğunun araştırılması ve bu yonelimle doğanın duşuncenin temel meselesi olarak duşunulmeye başlanması doğa felsefesinin cercevesini oluşturmuştur Din ve mitolojinin dışına cıkarak var olanların ve nedenlerinin araştırılmasını başlatan Thales olmuştur
Thales bu anlamda felsefenin babası sayılmakta ve onunla başlayan felsefi duşunce de doğa felsefesi ya da varlık felsefesi olarak değerlendirilmektedir Thales'i Anaximandros, Anaximenes gibi isimler izlemiştir Farklı şekillerde iceriklendirmiş olmakla birlikte, doğa filozofları, genel bir yaklaşım bicimini benimsemişlerdir; bu yaklaşım bicimi de, doğayı incelediklerinde karşılarına cıkan cokluk ve onun temelinde olduğunu ve ondan kaynaklandığını duşundukleri temel kaynak (arkhe) duşuncesinden kaynaklanmıştır Doğa felsefesinin bu anlamda temel prensibi, dış dunyadaki varlıkların kendisinden doğup geldiği ilk maddenin bulunması ya da belirlenmesidir
Thales icin ana madde sudur; belirli bir maddedir Anaksimandros bunu sonsuz olan ile değiştirir, cunku su nitelik ve nicelik bakımından sınırlıdır; her şeyin kedisinden cıkıp geldiği kaynak sonsuz olmalıdır ona gore Bu belirsiz ve soyut varlık ilkesini apeiron olarak belirtir Onun oğrencisi olan Anaksimenes'te, arkhenin birlik ve sonsuzluk niteliğine sahip olması gerektiğini one surer; ancak buradan itibaren hocasında ayrılarak daha cok Thales'e yakın bir duşunce geliştirir O da Thales gibi ana maddeyi belirli bir madde olarak değerlendirir; ona gore arkhe havadır Hava hem somut belirli bir varlıktır, hem de soyut sınırlanamaz bir varlıktır Hayatın ve ruhun temel maddesidir hava
Boylece belirli tarzda bir maddecilik anlayışı da belirginleşmeye başlar Daha sonra bu giderek soyut duşuncelere doğru evrilecektir
Pisagorcularda orneğin ana madde ya da varlığın temeli sayı olarak belirtilecektir Elea Okulu'nda Bir Olan diye adlandırılan tek ve değişmez ilke one cıkacaktır Empedokles bu iki yondeki gelişmeleri birleştirmeye calışan bir ana ilke arayışında olmuştur O temel oğelerden ya da elementlerden bahseder ve ona gore bunlar hava,toprak, su ve ateş olarak belirtilirler Bu dort element evrenin yapısının unsurlarıdırOnların birleşmeleri ya da dağılmalarından diğer her şey meydana gelir Anaksagoras duzenleyici bir ilke duşuncesini de işin icine katarak oluşun temel ilkesini nous olarak belirtir
Farklı Doğa Felsefesi Okulları
Sokrates oncesi felsefe icinde doğa felsefesi cok onemli bir yer tutar; ilk doğa filozoflarından sonra doğa felsefesinin felsefi problemini surduren başka okullar da meydana gelmiştirBunları şoyle belirtmek mumkun;
Milet Okulu: Thales, Anaksimandros, Anaksimenes
Pisagorculuk: Pisagor
Elea Okulu: Parmanides, Zenon
Efes Okulu: Heraklitos
Atomculuk: Demokritos
Coğulculuk Okulu: Empedokles, Anaksagoras
Bu okulların tamamı birbirinden farklı ve temelde zıt goruşlerden hareket etmiş ve birbirleriyle tartışma halinde olmuşlardır Ancak temelde varlık problemi merkezi bir konu olarak hepsinde surdurulmuştur Orneğin Milet okulu temel maddenin ne olduğuna bir cevap ararken, Pisagorcular form uzerine ağırlık vermişler; Heraklitos ve Elea okulu değişim problemi ekseninde yoğunlaşmış; Coğulcular ve Atomcular ise cokluk ve maddesellik eksenin de temel varlık ya da varlığın temeli sorununa cevaplar vermeye girişmişlerdir Doğanın ve evrenin, bu temelde varlığın ve yaşamın temelinin acıklanması girişimi ortaya konulmuştur
Modern Doğa Felsefesi
Ortacağ'ın sonundan itibaren Ronesans'la birlikte hem felsefe alanında yeni bir canlanma meydana gelmeye başlamış, hem de bilimler de onemli gelişmeler kaydedilmiştir Bu donemde doğa bilimleriyle doğa felsefesini birbirinden ayırmak olanaklı gorunmemektedir Kopernikus ile birlikte yeni bir dunya ve evren kavrayışı ortaya cıkmış, bunun devamında doğa felsefesi yerini giderek doğa bilimleri denilen alana bırakmaya başlamıştır Boylece doğa ve evrene ilişkin felsefi yaklaşımların, soyut arkhe arayışının yerini somut bilgiler, gozlem ve deney merkezli acıklamalar almaya yonelir Bu surecte ozellikle ortacağdaki doğa felsefesi anlayışıyla bir hesaplaşmaya girildiği ve doğa bilimlerinin bu hesaplaşmanın sonucunda geliştiği soylenebilir Her alanda olduğu gibi bilimin gelişmesi, ozelliklede bu gelişmenin felsefenin icinden gelerek meydana gelmesi, felsefe ile bilim arasındaki ayrımın nasıl konulacağı sorununu gundeme getirmiş, doğa felsefesi ile doğa bilimleri arasındaki ayrım konusunda bu ozellikle belirgin bir sorun olarak ortaya cıkmıştır Francis Bacon, Kepler, Laplace gibi bilgin duşunurler bu surecin onemli isimleri olmuşlardır Doğa felsefesi bu surecte bir tur felsefi materyalizm bicimine de burunmuştur
Doğa Felsefesi ve Doğa Bilimi
Doğa felsefesi ve doğa bilimi 17 yuzyıla gelinceye kadar birbirinden ayrılan alanlar değildir; hatta bu alanlar arasında acık ayrımlar yapma konusunda suregiden sorunlar soz konusudur Coğu zaman ve coğu yerde doğa felsefecisi aynı zamanda fizik ya da diğer doğal bilim alanlarıyla da ilgilenen hatta onlar uzerinde otoriteye sahip olan bir kişiydi 17 yuzyıldan itibaren felsefe ve bilim alanları birbirinden ayrışmaya ve bilimler kendi alanlarında daha da ozerkleşmeye başlamasıyla doğa felsefesiyle doğa bilimlerinin ayrışması sorunu da gundeme geldi Bu bir anlamda iki farklı bilgi turu arasında yapılması beklenen bir ayrımdı; ancak yinede bu ayrım her zaman acık secik değildir Modern doğa biliminin aldığı bicim ve geldiği bilgi duzeyi, belirli bir tarihsel donemde bu ayrımı koşullandırmıştır Ozellikle Galileo ve Newton ile bu gelişmenin ortaya cıktığı saptanabilir; belirli bir yontemle bir anlamda bilim empirikleşiyor, gozlem ve deney onemli bir nitelikle one cıkıyordu Felsefe ise spekulatif bir gorunume burunuyordu bu gelişmeler karşısında Bu eksende giderek bir ayrışma meydana gelmiş olsa da felsefe duzeyinde doğa bilimi ile doğa felsefesini ayrıştırmanın acık ve kesin bir şekilde gorunebildiğini soylemek zordur
 
Doğa felsefesi, felsefe tarihinde önemli bir yere sahip olan bir yaklaşımın adıdır. İlk çağ Yunan felsefesinin temel konularından biri olan doğanın incelenmesi ve var olanların nedeninin araştırılması üzerine odaklanan bir felsefi yönelimdir. Doğa felsefesi, Thales, Anaksimandros, Anaksimenes gibi filozoflarla başlayarak farklı okullar ve düşünce sistemleri geliştirmiştir.

Doğa felsefesinin ana problemleri arasında var olanın nedeni, temel maddenin ne olduğu gibi konular bulunur. Doğa filozofları, dış dünyadaki varlıkların kökeninin bulunması gerektiğini düşünmüşler ve bu kökeni "arkhe" olarak adlandırmışlardır. Örneğin, Thales'e göre ana madde su iken Anaksimandros sonsuz olanı, Anaksimenes ise havayı temel ilkeler olarak kabul etmiştir.

Farklı doğa felsefesi okulları arasında Milet Okulu, Pisagorculuk, Elea Okulu, Efes Okulu, Atomculuk ve Coğulculuk Okulu gibi akımlar bulunur. Bu okullar, varlık problemine farklı açılardan yaklaşmış ve bu konuda tartışmışlardır. Örneğin, Pisagorcular sayıyı, Heraklitos ise değişimi ön planda tutmuştur.

Modern doğa felsefesi, Rönesans dönemi ve sonrasında doğa bilimlerindeki gelişmelerle birlikte yeni bir boyut kazanmıştır. Bilim ve felsefe arasındaki ilişki bu dönemde şekillenmeye başlamış, doğa bilimlerinin gelişmesi doğa felsefesinin yerini doğa bilimlerine bırakmasına neden olmuştur. Francis Bacon, Kepler, Laplace gibi düşünürler de bu süreçte önemli rol oynamışlardır.

Doğa felsefesi ve doğa bilimi arasındaki ayrım 17. yüzyıldan itibaren belirginleşmeye başlamıştır. Ancak bu ayrım her zaman kesin olmamış, birçok felsefeci aynı zamanda doğa bilimleriyle de ilgilenmiş ve bu alanlarda otorite olmuştur. Modern doğa biliminin yükselişiyle birlikte bilimler kendi alanlarında daha fazla uzmanlaşmış, felsefe ile bilim arasındaki ayrım daha belirgin hale gelmiştir. Galileo ve Newton gibi bilim insanlarının çalışmaları, bilimin gözlem ve deneye dayalı yapısını güçlendirmiş ve doğa felsefesi ile doğa bilimi arasındaki farkı daha da netleştirmiştir.
 
Geri
Üst